October 31, 2014

Sponsorlu Bağlantılar

Doğum Kontrol Hapları Nasıl Kullanılır? Kısırlık Yaparmı? Doğum Kontrol hapları Hangi Durumlarda Kullanılmaz?

Günümüzda doğum hapları kullanımı giderek artmaya başladı. Peki doğum haplarını kullanırken nelere dikkat edilmeli. Nasıl kullanılmalı? Hangi durumlarda doğum kontol hapları kullanılmaz? Araştırmadan ve doktora sormadan yanlış zamanlarda kullanmak sonucunda tahmin edemeyeceğiniz sorunlar ortaya çıkabilir. Sizin için bu konuda bazı bilgiler topladık.

İlk önce doğum kontrol hapları Nedir? inceleyelim

Doğrum Kontrol Hapları

Doğum kontrol hapları, steroid hormonlar (östrojen ve progesteron) içeren ilaçlardır. Yalnız başına progesteron içeren doğum kontrol hapları da vardır ama, piyasada çoğunlukla kombine (östrojen+ progesteron içeren) ilaçlar bulunur. Bunlar, daha çok beyindeki hipofiz ve hipotalamus bölgeleri üzerinde etki göstererek yumurtlamanın önlenmesi yoluyla etki gösterirler. Ayrıca, rahim içi dokusunu (endometrium) bebeğin yerleşmesine elverişsiz hale getirme, rahim ağzı salgısını (servikal mukus) koyulaştırarak spermlerin ilerlemesini engelleme ve tüplerin hareketlerini bozarak spermle yumurtanın karşılaşmamasını sağlama gibi etkileri de vardır. Yalnızca progesteron içeren haplar (minipill), daha çok 2. mekanizma yoluyla doğum kontrolu sağlar; bu hapları kullanan hastaların % 40′ında normal yumurtlama olur.

Doğum kontrol haplarının başarısızlık oranları, hapların cinsine ve hastaların uygulamadaki özenine göre değişmektedir. Özenle kullanıldığında, kombine doğum kontrol haplarının ilk yıl içindeki başarısızlık oranı binde bir olarak bildirilmektedir ama, bu oran pratikte yüzde 3′e kadar çıkmaktadır. Yalnızca progesteron içeren haplarda (ülkemizde bulunmamaktadır), bu oranlar sırasıyla binde 5 ve yüzde 3 olarak verilmektedir

Doğum kontrol haplarının, 21 gün süreyle her gün aynı saatte alınması önerilir. Hapa ilk başlayacak kişinin, adetin 5. gününden önce (tercihan ilk gün) başlaması, sonraki aylarda ise kutu bitince yedi gün ara vererek sekizinci gün yeni kutuya başlaması gerekmektedir. Burada hapın her gün hiç unutulmadan alınması önemlidir. Bir hap unutulduğunda, akla gelir gelmez alınmalı, daha sonra diğer haplara sırasıyla devam edilmelidir. O ay hapın koruyucu etkisi devam eder. Kutunun ilk 2 haftasında iki hap unutulursa, sonraki iki gün ikişer tane hap alınarak bu telafi edilir. Burada da başka bir korunma yöntemine gerek yoktur ama, bazı doktorlar bir hafta süreyle ek bir korunma yöntemi önermektedir. 3. haftada 2 hap veya herhangi bir dönemde ikiden fazla hap unutulmuşsa,hemen yeni bir doğum kontrol yöntemi uygulanmalı ve yeni bir kutuya başlanmalıdır.

Ayrıca doğum kontrol hapı kullanan hanımlar, hiç hap unutmasalar bile, gastroenterit (şiddetli bulantı-ishal) durumlarında en az bir hafta süreyle başka bir yöntem kullanarak korunmalıdır. Bazı kutularda 28 hap bulunur. Bu, kullanım kolaylığı içindir. Asıl doğum kontrolu sağlayan ilk 21 haptır, diğer 7 hap ise genellikle demir gibi vitamin hapları içerir. Unutulma durumlarında, bu yedi hap gözardı edilmelidir.

Hap seçiminde biz, etkili doğum kontrolu ve geniş güvenlik aralığı ilkesini esas alırız.

Düşük doz bir progesteron ile birlikte, 50 mikrogramın altında düşük doz östrojen içeren doğum kontrol hapları daha çok tercih edilir. Ayrıca tüylenme, yağlı cilt ve sivilce gibi sorunları bulunan hastalarda, anti-androjen etkisi de olan doğum kontrol hapları ilk seçenek olmalıdır.

Hangi Durumlarda Kesinlikle Doğum Kontrol Hapı Kullanılmaz

  1. Tromboflebit, tromboembolik hastalıklar(kanın pıhtılaşarak damarlarda tıkaçlar oluşturması), serebral vaskuler (beyin damarlarında) hastalık, koroner damar hastalığı; önceden bu tip hastalıklar geçirilmesi veya bu hastalıklara yatkınlık durumu.
  2. Karaciğer fonksiyonlarında ileri derecede bozulma.
  3. Meme kanseri ya da şüphesi.
  4. Teşhis konulmamış anormal vaginal kanama.
  5. Gebelik ya da gebelik şüphesi.
  6. 35 yaşın üzerindeki sigara tiryakileri.

Doğum Kontrol Haplarının Nispeten Kullanılmaması Gereken Durumlar

  1. Migren baş ağrıları. İleri yaşta olmayan, sigara içmeyen ve hipertansiyonu bulunmayan migren vakalarında, düşük doz doğum kontrol hapları kullanılabilir.
  2. Hipertansiyon. 35 yaşından küçük hipertansiflerde düşük doz doğum kontrol hapları kullanılabilir.
  3. Myom. Düşük doz hapların, myomların büyümesine yol açmadığı ve adet kanamasının miktarını azalttığı gösterilmiştir.
  4. Gebeliğe bağlı şeker hastalığı. Kan şeker düzeyleri yakından takip edilerek, bu hastalar doğum kontrol hapı kullanabilir.
  5. Acil olmayan ameliyatlar. Büyük ameliyatlardan yaklaşık 4 hafta önce, doğum kontrol hapı kullanımına son verilir. Bu haplar, ameliyat sonrası hareketsiz kalmanın da etkisiyle kanda pıhtılaşmaya ve damar tıkanmalarına yol açabilir.
  6. Epilepsi (sara hastalığı). Doğum kontrol haplarının, bu hastalığın seyri üzerinde kötü bir etkisi yoktur. Hatta olumlu etkileri bildirilmiştir. Ancak, sara ilaçları doğum kontrol haplarının etkisini azaltır.
  7. Gebelikte tıkanma sarılığı geçirilmiş olması.
  8. Orak hücre hastalığı. Bir tür kan hastalığıdır. Bunlarda da gebeliğin önlenmesi daha önemli olduğu için, düşük doz doğum kontrol hapları önerilmektedir.
  9. Diabetes mellitus (şeker hastalığı). 35 yaşın altındaki ve başka bir rahatsızlığı bulunmayan hastalar doğum kontrol hapı kullanabilirler.
  10. Safra kesesi rahatsızlığı. Doğum kontrol hapları, safra taşları oluşturmaz. Ancak taş varsa, hastanın şikayetlerini artırabilirler.

Hapların Doğum Kontrolü Dışındaki Yararlı Etkileri

  • * Etkili Doğum Kontrolu
  • - kürtaja daha az ihtiyaç duyulması
  • - cerrahi kısırlaştırmaya daha az ihtiyaç duyulması
  • * Endometrium (rahim) kanserinde azalma
  • * Yumurtalık kanserinde azalma
  • * Dış gebelik riskinde azalma
  • * Adetlerin daha düzenli olması
  • - akım miktarın azalması
  • - adet sancılarının düzelmesi
  • - kansızlığın azalması
  • * Daha az salpenjit(tüplerin iltihaplanması) görülmesi
  • * Muhtemelen daha az endometriosis görülmesi
  • * Muhtemelen daha az selim meme hastalığı görülmesi
  • * Muhtemelen daha az romatoid artrit görülmesi
  • * Muhtemelen damar sertliğine (ateroskleroz) karşı korunma sağlanması
  • * Muhtemelen kemik yoğunluğunun artması
  • * Muhtemelen myomların azalması
  • * Muhtemelen yumurtalık kistlerinin azalması

Haplarla İlgili Sorunlar Ve Çözümleri

Adet dışı kanamalar: En sık olarak, hapa başlanılan ilk aylarda görülür. Bu geçici bir durumdur. Çoğunlukla kendiliğinden düzelir. Birkaç yıl sonra da ara kanamaları görülebilir. Sigara içenlerde, hapı düzensiz alanlarda ve rahim ağzında ilthap (özellikle servikal klamidya enfeksiyonu) bulunan hastalarda ileri dönemde ara kanamalarına daha sık rastlanır. Bu kanamalar için, kısa süreli östrojen tedavisi genellikle yeterli olur.

Adetin kesilmesi (amenore): Özellikle düşük doz östrojen içeren hap kullananlarda görülür. Rahimin aşırı incelmesi, bu olaya neden olur. Uzun süreli bir etkisi yoktur. Gebelik şüphesi nedeniyle, hekim ve hastada endişe yaratır. İlaç alınmayan haftanın sonunda bir gebelik testi yapılarak, gebelik olasılığı uzaklaştırılır. Bu olayın tekrarlamaması için, hastaya genellikle sonraki ay 21 gün süreyle hap+östrojen verilir. Bu durum nedeniyle hap kullanımına son vermemek gerekir.

Kilo alma: Hapların kilo almaya yol açtığı görüşü yanlıştır. Bu, bir algılama sorunudur. Hastalara, bu nedenle ilacı bırakmamak için düşük doz haplar, düzgün beslenme ve düzenli egzersiz önerilebilir.

Sivilceler: Düşük doz haplar, sivilcelerde düzelme yapar.

Yumurtalık Kistleri: Düşük dozlu haplarda, fonksiyonel yumurtalık kistlerine daha sık rastlanır. Önemli bir sorun değildir. Tedaviyle düzelir. Östrojen dozu arttıkça kistler azalır.

Depresyon: Bu durum da, daha çok yüksek doz östrojen içeren hap kullananlarda görülür. Çözüm olarak, düşük dozlu bir preparata geçmek gerekir.

Kanser: Yukarda da bahsettiğimiz gibi, doğum kontrol hapları bazı kanser türlerine karşı koruyucu etki gösterir. Bu nedenle, kanser yaptığı yönündeki spekülasyonlar asılsızdır.

Yaş: 35 yaşın üzerindeki hastalar, başka bir rahatsızlıkları yoksa ve sigara içmiyorlarsa doğum kontrol hapı kullanabilirler. Düşük dozlu haplar tercih edilmelidir.

Cinsel İstek: Doğum kontrol hapları, bazan cinsel istekte azalma yapabilir. Bu durumda, başka bir hapa geçmek uygundur.

Kısırlık: Doğum kontrol haplarının kısırlık yapıcı bir etkisi yoktur. Hap bırakıldıktan sonraki iki yıl içinde görülen gebelik oranları, diğer insanlardan farklı değildir.

Menopozu Geciktirme: Doğum kontrol haplarının ne menopozu geciktirici ne de hormonları bozucu etkisi vardır. Hap kullanan hastalar adet görmeye devam etse de, belli bir yaştan sonra yumurtalıklar ömrünü tamamlar. Hasta ilaç kullanmaya devam ederse, bunun farkına varmayabilir. Belli testler yapılarak menopoz doğrulandığı takdirde, doğum kontrol haplarını bırakarak menopoz ilaçları kullanmaya başlamak daha doğru olur.

Piyasada bulunmadığı için, burada minipill’den ayrıntılı olarak bahsedilmeyecektir. Ancak yalnızca progesteron içeren bu haplar, emziren kadınlar ve 40 yaşın üzerindekiler için özellikle uygundur. Ayrıca, damar hastalığı bulunan diabet, kalp-damar hastalığı gibi ciddi tıbbi sorunları nedeniyle östrojen içeren kombine doğum kontrol haplarının yasak olduğu hastalarda da kullanılabilirler. Bir ölçüde kombine doğum kontrol haplarının açığını kapatırlar.

Uzm.Dr.Ahmet Türker tarafından hazırlanmıştır.

Doğum Kontrol Hapları Ve Kısırlık

Halk arasında doğum kontrol hapları ile ilgili yaşanan en büyük endişe kullanım sonrası kısırlığa neden olabileceği korkusudur. Hap kullanımı sonrası gebe kalmada bir gecikme olabileceği bazı yayınlarda ileri sürülmekle birlikte oral kontraseptif kullanımının kısırlığı arttırdığına dair hiçbir bulgu ve kanıt yoktur.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir nokta zaten daha önceden kısırlık sorunu olan ve bunun farkında olmayan kişilerin OK kullanımıdır. Bunu bir örnekle somutlaştıralım:

Daha önceden hiç hamile kalmamış genç bir kadın olduğunu varsayalım. Bu kadında endometriozisten açıklanamayan infertiliteye kadar pekçok sorun bulunabilir ve bu kişinin gebe kalması zaten uzak bir olasılıktır. Ancak kişi bu durumun farkında değildir. Düzenli cinsel hayatla birlikte doğum kontrol hapı kullanmaya başlar. Bir süre sonra çocuk sahibi olmaya karar verir ve hap kullanımını bırakır. Aradan uzunca bir zaman geçmesine karşın gebe kalamaz ve yapılan doktor kontrolleri sonucu infertilite problemi olduğu ortaya çıkar. Bu durumda kişinin hem kendisi hem de yakın çevresi tek suçlu olarak doğum kontrol hapını görür. Buna konu hakkında yeterli bilgi birikimine sahip olmayan ve popülist davranan bazı doktorların da çanak tutması ile doğum kontrol hapı kısırlığın nedeni olarak saptanır. Oysa kişi doğum kontrol hapı kullanmadan önce de kısırlık sorunu yaşamaktadır ancak bunun farkında değildir.

Bir başka durum da kişinin yaşı ile ilgilidir. Kadın yaşı ne kadar genç ise gebe kalma potansiyeli o kadar yüksektir. Bu farklılık 20 ile 21 yaş arasında bile bulunmakla birlikte klinik olarak dokümente edilebilecek anlamlılıkta değildir. 30′lu yaşlarla birlikte kadının gebe kalma potansiyeli azalma gösterir.

27 yaşında hap kullanmaya başlayan bir kadın düşünün. Bu kadının hap kullanmadığında belirli bir gebe kalma potansiyeli vardır. Aynı kadının 32 yaşında hap kullanımını bıraktığını düşünün. Bu yaştaki gebe kalma potansiyeli 27 yaşa göre daha düşüktür. Kadın ilacı bıraktıktan sonra kısa sürede gebe kalamaz ise yukarıdaki örnekteki gibi kendisi ve çevresi direkt olarak doğum kontrol hapını suçlayacaktır. Oysa gebe kalmadaki güçlük ya da gecikmenin nedeni hap değil kadınının ilerleyen yaşıdır.

Sonuç olarak günümüzde doğum kontrol haplarının kısırlığa neden olmadığını gönül rahatlığıyla söyleyebilmekteyiz.

Hap kullanımı sonrası düşük riski

İnsanlar psikolojik olarak kendilerini rahatlamak amacıyla ters giden olaylar karşısında bir suçlu bulma eğilimindelerdir. Bu saptama doğum kontrol hapı kullanıp bıraktıktan sonra hamile kalan ve düşük yapan kadınlar için de geçerlidir. Oysa yapılan çalışmalarda oral kontraseptif kesilmesinden sonra yaşanan gebeliklerde düşük riskinde bir artış saptanmamıştır. Tam aksine spontan düşük ve ölü doğum riskinde hafif bir azalma söz konusudur.

Doğum kontrol hapı sonrası anomali riski

Doğum kontrol haplarının yumurta hücresinin kalitesini bozarak anomalili bir bebeğin gelişimine yol açacağı inancı da hurafedir. Yapılan çalışmalarda bu yönde hiçbir kanıt bulunamamıştır. Benzer şekilde doğum kontrol hapları doğan bebeklerin cinsiyet oranında da bir değişikliğe neden olmaz.

Önceden doğum kontrol hapı kullanan ve kullanmayan kadınlarda ölü ya da erken doğum, düşük doğum ağırlığı, zeka ve gelişim açısından hiçbir fark yoktur.

Sadece OK kullanımı sonrasında ikiz gebelik oranlarında anlamlı olmayan hafif bir artış söz konusudur.

Sonuç olarak doğum kontrol hapları kısırlığa, düşüklere, erken doğumlara ve ileride doğacak bebeklerde anomaliye neden olmazlar.


Sponsorlu Bağlantılar

Nasıl Buldular?

doğum kontrol hapı kısırlık yapar mı, yumurtalık kisti sivilce yaparmı, dogum kontrol hapı acıklamalı yedı gun ara nasıl verilir, Doğum kontural hapları hangi hastalık için kullanılır, Doğum kuntrol hapları rahim içinde ağrı yaparmı

İlk Yorumu Siz Yapın